İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.
Gençler artık hiçbir şey öğrenmek istemiyorlar, bilim geriliyor, tüm dünya tepetaklak olmuş, körler körleri yönetiyor ve onları uçuruma sürüklüyorlar, kuşlar daha uçmayı öğrenmeden yuvadan ayrılıyor, eşekler çalıyor, öküzler oynuyor.
Kitabın iyiliği okunmasındadır. Bir kitap imlerden oluşur, bu imler başka imlerden söz ederler; onlar da nesnelerden söz ederler. Onu okuyan gözler olmazsa, bir kitap kavramlar üretmeyen imler taşır; bu nedenle de dilsizdir.
Şimdi, kitapların oldukça sık başka kitaplardan söz ettiklerini ya da sanki kendi aralarında konuştuklarını fark ediyordum... Uzun, yüzyıllar süren bir mırıltı, bir parşömenle bir başka parşömen arasında görünmez bir söyleşiydi demek ki kitaplık;...
Bilgi, en iğrenç işlemlerden sonra bile fizik bütünlüğünü koruyan bir madeni paraya benzemez; kullanıla kullanıla epriyen çok güzel bir giysiye benzer daha çok. Gerçekten kitabın kendisi de böyle değil midir?
Ve Almênya… Başak sarısı teninle bahçemdeki bitkiler senden ışık alıyordu, nefesinle su içiyordu; doğa bile bu hâle şerh düşer gibiydi. #Almênyayailetiler Almenya'ya İletiler
Zaten bütün yaratıklar görselerdi, duysalardı savaşı, bütün yaratıklar duyabilselerdi savaş çığlıklarını bu dünyada savaş olamazdı. Savaşın iğrençliği bilinmeyen bir şeydir de... Savaşın kötülüğü saklanan bir şeydir de, yaratıklar onun için kabul edebiliyorlar savaşı.
Berlinli bir avukat olan Diana Wagenbach, eşinin ihanetini öğrendiği bir dönemde teyzesinden kendisine kalan gizemli bir mirası keşfeder. Bu miras onu önce İngiltere’deki eski bir malikâneye, ardından köklerinin dayandığı Sri Lanka’ya (eski adıyla Seylan) kadar götürür. Geçmişle Bugünün Bağlantısı: Hikâye iki farklı zaman diliminde akar. Bir yanda modern dünyada kendi hayatını yoluna koymaya çalışan Diana, diğer yanda 19. yüzyılın sonunda Seylan’daki çay plantasyonlarında yasak bir aşkın ve ağır bir kehanetin gölgesinde yaşayan büyük büyükannesi Grace...
İyi saatte olsunlara inanmam. Çünkü şimdiye kadar ne yüzlerini gördüm, ne de bir fenalıklarına uğradım. Çektiğimiz felaketler cinden periden değil en çok âdemoğlundandır.
Filler, kardeşlerim, bütün dünya yaratıkları ve tarih durmuş bize bakıyor. Bizim bu kutsal savaşımıza. Karıncaları dize getiremezsek bugün, dünyanın tekmil yaratıkları ve tarih bizi bağışlamayacaktır. Tarih bizim bugünkü zaferimizi altın harflerle yazacaktır.