Tarih attıktan sonra 'yeni bir şey yok' diye yazarken içimden pazarlıklıydım. Ne olağanüstü ne de utanç verici olan bir küçük hikâye, dile gelmemek için direnip duruyordu. 'yeni bir şey yok'. Yedi dereden su getirip yalan söylememize bayılıyorum doğrusu. Aslında yeni bir şey olduğunu da ileri süremem pek. Anlatayım : Bu sabah kitaplığa gitmek için, sekizi çeyrek geçe Printania Otelinden çıkarken yerde sürüklenen bir kâğıdı almak istedim, ama beceremedim. Hepsi bu kadar, bir olay bile sayılmaz.
Geleceği görüyorum. Şurada, sokakta işte. Şimdiden biraz daha solgun. Gerçekleşecek de ne olacak sanki? Gerçekleşmekten ne kazanacak. İhtiyar kadın, topallayarak uzaklaşıyor, sonra duruyor, atkısından çıkan aklaşmış bir tutam saçı çekiştiriyor. Yürüyor, demin oradaydı, şimdi başka yerde...Anlayamıyorum bunu, hareketlerini görüyor muyum, yoksa önceden kestiriyor muyum? Şimdi'yi gelecekten ayıramıyorum artık, ama sürüp gidiyor bu, yavaşça gerçekleştiriyor kendini; yani ihtiyar ıssız sokak boyunca ilerliyor, ayağındaki koca erkek ayakkabılarını sürüyüp duruyor. Zamanın ta kendisi bu, hem de çırılçıplak zaman. Ağır ağır varoluyor, bekletiyor insanı. Ama ortaya çıktığı zaman canınızı sıkıyor. Çünkü çoktan beri orada bulunduğunu anlıyorsunuz. İhtiyar, sokağın dönemecine yaklaşıyor. Ufacık kara bir kumaş yığınından başka bir şey değil artık. Buna diyeceğim yok doğrusu. Biraz önce ihtiyar orada değildi. Ama bu, insanı şaşırtmayan tatsız ve solgun bir yenilik. Köşeyi dönecek, işte dönüyor; bu dönüş sanki sonsuz bir süre.
Gülmüyorum, gösterdiği yakınlığa karşılık da vermiyorum. O zaman, gülümsemesini kesmeksizin, gözbebeklerinin korkunç ateşini üzerime dikiyor. Birkaç saniye, konuşmadan birbirimizi gözden geçiriyoruz. Gözlerini kısarak süzüyor ben. Sınıflandırdığı belli.
'Beni mutlu kıldınız' diyor. Sonra hemen ekliyor: 'İsterseniz, gelip sizi evden alayım'. Birden ortadan kayboluyor. Düşünmek için zaman bırakırsa düşüncemi değiştireceğimden korkuyor herhalde.
Saat beş buçuğu çalıyor şimdi. kalkıyorum; buz gibi gömleğim etime yapışıyor. Çıkıyorum. Niçin? Niçin mi? Çıkmamam için sebep yok da ondan. Kalsam da, bir köşede sessizliğe gömülsem de kendimi unutamayacağım. Burada olacağım, ağırlığım döşemenin...
Kitaplıkta başından kötü bir şey geçmiş olduğumu hatırlıyorum şimdi. Kulak kesiliyorum. Bütün istediğim, başkalarının dertlerini dinleyip acınmak. Bu beni değiştirecek. Derdim yok benim, miras yedi gibi param da var. Patronum da, karım da, çocuklarım da yok; sadece varım, hepsi bu. Bu dert öyle belirsiz, öyle metafizik bir şey ki, utanıyorum doğrusu.
...şaşırmış gibi görünmeye çalışarak soruyor: ' Peki...Niçin yazıyorsunuz acaba, sorabilir miyim? ' ' Doğrusu...ben de bilmiyorum, gelişigüzel bir şey bu, yazmış olmak için yazıyorum '. Beni sıkıştırdığını sanarak gülümsüyor: ' Issız bir adada olsanız yazar mıydınız? Başkaları tarafından okunmak için yazmaz mı insan? '. Sözüne sorgu biçimi vermesi alışkanlıktan. Aslında sormuyor, bir şey ileri sürüyor.
"Endişeli bir yüreğin en büyük arzusu, sevdiği kişiye sonsuza dek sahibi olmak ya da ayrılık zamanı gelip çattığında, tekrar buluşuncaya kadar, bu kişinin derin rüyasız bir uykuya dalmasını sağlamaktır."
Soykırım: Doğum Kontrol Yöntemleri 🇹🇷Türkiye gelişmiş ülke olmadan nüfusunu kaybetti.Kaba doğum hızı 1950:7 çocuk 2026:1,3 e düştü . Bu bir sessiz ve planlı soykırımdır. Bunun sebepleri⏬ 🟢 🔴 FEMİNİZM (Yeşil ve Kızıl Feminizm): Kadın hakları maskesiyle aile içine sokulan dinamit. Cinsi rolleri yok edip rekabetçi düşmanlık ile yuvayı içeriden çökerten ,29 öncüsü Yahudi olan şirkettir. Kadın dernekleri eliyle aile kavramını yok eder. 🏳️🌈 LGBT VE CİNSİYETSİZLİK: Fıtrata aykırı "Cinsiyet akışkanlığı" yalanıyla nesli biyolojik olarak kurutma ve kimliksiz, köksüz , zihinsel KISIR bireyler ile nüfusu artışını durdurur. Bunlar ölü nesildir. 💼 KADIN İSTİHDAMI (Modern Kölelik): Anneyi kariyer vaadiyle evden çekip vergiye bağlar. Enflasyon ile kadını maaşa bağlayıp sahte statü ile bağımsızlık verip işsizliği artırır. Çalışan kadın zamanla çocuk yapmayı bırakır. Amaç piyasa için işçi yetiştirme düzeni. 📜 6284 VE SÜRESİZ NAFAKA: Evliliği erkek için idam fermanı , kadın içinse ömür boyu ekonomik gelir ve tehtide çeviren yasalar. Yuva kurmayı imkansızlaştıran, boşanmayı teşvik eden , öldürmeye iten sistematik yıkım aracıdır. 📺 AHLAKSIZ DİZİ SEKTÖRÜ: Zina ve ihaneti "aşk", sadakati "eziklik" olarak pazarlayan propaganda makineleri. Aldatmayı,çok eşliği empoze eden sessiz işgal aparatlarıdır. 🐕 KÖPEK AİLESİ MODELİ: Çocuğu "maliyet", hayvanı "evlat" olarak kültürleştirir. Bebek arabalarının yerini alan köpek arabaları; nüfusu yaşlandırıp duygusal boşluğu kedi köpekle doldurur. Bu ilerlerse köpeği tapınma ve insandan Üstün görmeye götüren bir hastalığa sevk eder. 🎓 ÖĞÜTÜM SİSTEMİ 12 yıl zorunlu eğitim ile gençliği okul sıralarında oyalayıp hayattan koparmak. Analitik zekayı öldüren, üretime geç katılan, diplomalı ama vasıfsız "modern köleler" ordusu yaratmak. Herkesi üniversite sokup işsiz bırakarak aile kurmayı imkânsız kılar. 🏠 1+1 KUTU EVLER VE HÜCRE YAŞAMI Geniş aileyi ve misafirliği bitiren hücre alanlar çok Çocuk yapmayı engeller. Büyük site ve aparmantlar dar alanlarda, sosyal bağları koparan ve sadece "hayatta kalmak" için kurgulanmış hayatlar üretir. 💳 MÜLKSÜZLEŞTİRME VE ENFLASYON: Ağır vergilerle nefes aldırmamak, borçla geleceğini satın almak. Sahipliği bitirip herkesi kiracı ve abone yapmak. Hiç bitmeyen Enflasyonla emeği her gün sessizce çalarak çocuk yetiştirmeyi zora sokar 🗡️ GÜVENLİK SORUNU Suç çeteleri , güvensiz Sokaklar hem birey hemde çocuklar için büyük tehtidtir. Bu psikolojik baskı altında insanlar üremeyi durduru korumaya geçer. Adalet suçludan yana işledikçe bu giderek artar. Sonuç; kökü zayıf, ailesi dağılmış, borçlu ve dijital hayata bağlı bir kitle, zinayı normalleştirmek ahlaksız bir toplum oluşturuldu. Mekanı daraltılmış, mülkü elinden alınmış bir birey, özgür bir insan değil, sistemin köleleri olan insan tipi üretildi Bu bir soykırım türüdür. Güvenlik, ekonomik, ahlak ve aile olamdan bir devlet ayakta kalamaz.
Siyahi adamın gözlerine baktığımda içimdeki o darmadağın olmuş evrende onu kendimle görüyor ve ikimizde aynı yolun yolcusu olan o kara deliğin içinde sürüklenme arzusuyla yanıp tutuşuyorduk. (Serenay Özkan) Serenay Özkan