Kitabın Adı : Yaşlı Adam ve Deniz Yazarı : Ernest Hemingway Yayınevi : @bilgiyayinevi Türü : Roman Basım Yılı: 2024 Sayfa Sayısı: 86 Sayfa
Düşünceler : Ernest Hemingway ( 1899-1961 )ismini duyunca ilk olarak aklımıza 'Silahlara Veda' ve 'Çanlar Kimin için Çalıyor' romanları gelir. Oysa yazarın 1951 yılında yazdığı 'Yaşlı Adam ve Deniz ' kısa romanı 1953 yılında aldığı Pulitzer Ödülünü kazanmış , 1954 yılında kazandığı Nobel Ödülünün de en önemli nedenlerinden birisi olmuştur. Hatta Zülfü Livaneli bu kitaptan esinlenerek ' Balıkçı ve Oğlum ' romanını yazmıştır.
Hemingway bu romanın hayatı boyunca yazabileeği en iyi şey olarak belirtir. Bir tanesi 1990 yılında başrolünü Antony Quinn 'in oynadığı olmak üzere üç kere filme uyarlanan eserin 2000 yılında animasyon kısa filmi de Oscar Ödülüne layık görülmüştür.
İhtiyar Balıkçı adıyla da bilinen eser Santiago adında yaşlı bir balıkçının oldukça büyük bir kılıçbalığı ile mücadelesi anlatılır. İhtiyar Balıkçının olmasına yakalanan ama ölmeyen kılıçbalığı ihtiyarı sürüklemeye başlar. İhtiyar Balıkçı kılıçbalığının ölmesini beklerken geçmiş hayatıyla da hesaplamaya girer. Balıkçı bir yandan da denizin vahşi doğası ile de mücadeleye girer.
Denizi Kutsal bir tarla gibi gören İhtiyar balıkçının tecrübesi O'nu nereye kadar götürebilir ? Köpekbalıkları,açlık,susuzluk gibi pek çok tehlike barındıran denizin içinde tek başına bedensel ve ruhsal varoluşunu sorgulayan balıkçının sonu sizce ne olacak ?
Hemingway 'in kendine has üslubu ile gemiciliğe ait terimleri bolca kullandığı bu eseri bir solukta okudum. Jack London deniz öykülerinde daha çok maceraya öncelik verir. Herman Melville 'nin Moby Dick eserinde ise doğanın gücü eşliğinde intikam öyküsü anlatılır. Bu eser ise daha çok denizin insan yaşamı üzerindeki etkisini irdeler.
Mutlaka ama mutlaka en az bir kez okumanızı tavsiye ederim. Benden daha önce kitabı okuyup bana tavsiye eden eşime teşekkürü bir borç bilirim. Hep kitapla olun. Hep kitapla kalın.
Sonra bütün ömrünce sürecek Bir noktayı aramak, Ve bulmak .. Bir şiir'in tam ortasına o noktayı koymak.. Adı yaşamak. Bütün ömrünce kalmaya gitmek Bütün ömrünce gitmeye kalmak
Bugün 17. yaş günün. Annem, "Ağlamamayı öğreneceksin." demişti. Nedense ondan geriye bana kalan tek anı bu. Ve bugün, ağlamaya en çok ihtiyaç duyduğum gün.
Yatağının tam karşısında devasa bir ayna duruyordu. Tabii aynadan ziyade, duvara yapıştırılmış küçük bir göle benziyordu. Ayağa kalktı, zorla sürüklediği bacakları yüzünden yavaşça aynaya doğru ilerledi. Kendi yansımasını bir su birikintisinde izliyor gibiydi. Parmağını uzattı ve dokunduğu anda aynada minik halkalar oluşmaya başladı. Parmağı gerçekten ıslanmıştı.
Yatağının tam karşısında devasa bir ayna duruyordu. Tabii aynadan ziyade, duvara yapıştırılmış küçük bir göle benziyordu. Ayağa kalktı, zorla sürüklediği bacakları yüzünden yavaşça aynaya doğru ilerledi. Kendi yansımasını bir su birikintisinde izliyor gibiydi. Parmağını uzattı ve dokunduğu anda aynada minik halkalar oluşmaya başladı. Parmağı gerçekten ıslanmıştı.
Kandan Gelenler, sanki masal dinliyormuşçasına kendilerini kaptırdıkları ses kesildiğinde kendilerine gelmeleri birkaç saniye sürdü. Aysu da kızlarla göz göze geldiğinde hepsi taş kesilmişti. O gece yine kâbus gördü. Bu defa karanlıktan gelen ses sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu: "İnsan olmaktan uzak ama bir o kadar insan bırakıldılar."
Kandan Gelenler, sanki masal dinliyormuşçasına kendilerini kaptırdıkları ses kesildiğinde kendilerine gelmeleri birkaç saniye sürdü. Aysu da kızlarla göz göze geldiğinde hepsi taş kesilmişti. O gece yine kâbus gördü. Bu defa karanlıktan gelen ses sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu: "İnsan olmaktan uzak ama bir o kadar insan bırakıldılar."
Gözlerini açtığında ayak ucunda birinin dikildiğini gördü. Aniden dengesini kaybetti ve kafasının üzerine, arka üstü düştü. Karşısında dikilen adam gülümseyerek elini uzattı. "Gerçekten çok heyecanlı bir tipsin, değil mi?" Aysuda uzanan eli tuttu. Deniz, bir hamlede onu çekerek ayağa kaldırdı.
Gözlerini açtığında ayak ucunda birinin dikildiğini gördü. Aniden dengesini kaybetti ve kafasının üzerine, arka üstü düştü. Karşısında dikilen adam gülümseyerek elini uzattı. "Gerçekten çok heyecanlı bir tipsin, değil mi?" Aysuda uzanan eli tuttu. Deniz, bir hamlede onu çekerek ayağa kaldırdı.
Yüz hatları oldukça gerilmişti. Boynundan göğsüne uzanan damarları kol kol olmuştu. Sırtını ve tek ayağını duvara yaslamış, yere bakıyordu. Yüzüne bile bakmadan, "Biriyle öpüşeceksen ayık olmayı dene." dedi. Aysuda aniden ayağa fırladı ve tabii ki her şey tekrar dönmeye başladı. "Ben inan ki onu öpmek istemedim. Sadece hareket edemiyordum." Suç işlemiş bir çocuk gibi başını öne eğdi.
Yüz hatları oldukça gerilmişti. Boynundan göğsüne uzanan damarları kol kol olmuştu. Sırtını ve tek ayağını duvara yaslamış, yere bakıyordu. Yüzüne bile bakmadan, "Biriyle öpüşeceksen ayık olmayı dene." dedi. Aysuda aniden ayağa fırladı ve tabii ki her şey tekrar dönmeye başladı. "Ben inan ki onu öpmek istemedim. Sadece hareket edemiyordum." Suç işlemiş bir çocuk gibi başını öne eğdi.
Kıyıya baktığında şok oldu. Fark etmeden epey açılmıştı. Her şey çok uzakta görünmesine rağmen kükürdü andıran pis kokuyu oradan bile alıyordu. Olabildiğine koyu ama grimsi renkte, yuvarlak ve ince kafalı bir yaratık Derin'in karşısındaydı. Soğuk suyun içinde olmasına rağmen alev gibi yanıyormuş gibi görünüyordu. Arada bir kafasını kaldırıp kıyıya bakarken bölük pörçük görüntüler görebiliyordu. Derin, ellerini birleştirip avuç içlerini yaratığa uzattığı anda minik bir su küresi hızla yaratığın gövdesine saplandı. O küçük su kütlesi öyle bir patlama yapmıştı ki mavi ışınlar her yeri kaplamıştı.
Kıyıya baktığında şok oldu. Fark etmeden epey açılmıştı. Her şey çok uzakta görünmesine rağmen kükürdü andıran pis kokuyu oradan bile alıyordu. Olabildiğine koyu ama grimsi renkte, yuvarlak ve ince kafalı bir yaratık Derin'in karşısındaydı. Soğuk suyun içinde olmasına rağmen alev gibi yanıyormuş gibi görünüyordu. Arada bir kafasını kaldırıp kıyıya bakarken bölük pörçük görüntüler görebiliyordu. Derin, ellerini birleştirip avuç içlerini yaratığa uzattığı anda minik bir su küresi hızla yaratığın gövdesine saplandı. O küçük su kütlesi öyle bir patlama yapmıştı ki mavi ışınlar her yeri kaplamıştı.
Deniz, Ay suratlı bu kızın gözlerinde geçmişe dalmıştı. Aysuda'nın da aslında ondan farkı yoktu. Gözleri, Deniz'in gülümsemesine kenetlenmiş, öylece bakakalmıştı. Deniz istediğinde asık suratlı biri olabiliyordu. Ancak hafiften gülümsediğinde sağ tarafında beliren hilal şeklindeki gamzesi, Aysuda için derin bir nefes gibiydi.
Deniz, Ay suratlı bu kızın gözlerinde geçmişe dalmıştı. Aysuda'nın da aslında ondan farkı yoktu. Gözleri, Deniz'in gülümsemesine kenetlenmiş, öylece bakakalmıştı. Deniz istediğinde asık suratlı biri olabiliyordu. Ancak hafiften gülümsediğinde sağ tarafında beliren hilal şeklindeki gamzesi, Aysuda için derin bir nefes gibiydi.
Deniz, Ay suratlı bu kızın gözlerinde geçmişe dalmıştı. Aysuda'nın da aslında ondan farkı yoktu. Gözleri, Deniz'in gülümsemesine kenetlenmiş, öylece bakakalmıştı. Deniz istediğinde asık suratlı biri olabiliyordu. Ancak hafiften gülümsediğinde sağ tarafında beliren hilal şeklindeki gamzesi, Aysuda için derin bir nefes gibiydi.
Deniz, Ay suratlı bu kızın gözlerinde geçmişe dalmıştı. Aysuda'nın da aslında ondan farkı yoktu. Gözleri, Deniz'in gülümsemesine kenetlenmiş, öylece bakakalmıştı. Deniz istediğinde asık suratlı biri olabiliyordu. Ancak hafiften gülümsediğinde sağ tarafında beliren hilal şeklindeki gamzesi, Aysuda için derin bir nefes gibiydi.
Masumiyet, diye düşünüyordu Arya. Masumiyet bize hiç uğramadı ki. Tanrılara baş kaldırmak adına yaratılan insan değil miydi? Prometheus'un intikam planının küçük piyonlarıydılar. Çekilen acılar boşuna mıydı? Yaratılan düzen, dünyalar ve şu duygu kontrolü zırvalıkları... Madem ki Kaos Çağı'ndan korunmak adına her bir insanoğlu kontrol ediliyordu, yıllardır süregelen bu düzendeki düzensizlik neydi?
Aysuda partiye, su mavisi tonlarında, yer yer gümüş detaylarla işlenmiş A kesim uzun bir elbiseyle katılıyordu. Elbisenin kolları şifondan yapılmıştı; su dalgası gibi hafifçe akıyordu. Göğüs kısmındaki zarif taş işlemeleri, boynuna takı takmasına gerek bırakmayacak kadar dikkat çekiciydi. Sırt kısmı derin ama şık bir şekilde açık bırakılmıştı. Bu da elbiseye zarif bir hava katıyordu. Saçlarını yarım toplu şekilde bırakmış, dalgalar hâlinde omuzlarına dökülmesine izin vermişti. Saçlarının arasına yerleştirilmiş küçük yıldız detaylı tokalar, ışık vurduğunda parlayan su altındaki ışık oyunlarını anımsatıyordu.
Aysuda partiye, su mavisi tonlarında, yer yer gümüş detaylarla işlenmiş A kesim uzun bir elbiseyle katılıyordu. Elbisenin kolları şifondan yapılmıştı; su dalgası gibi hafifçe akıyordu. Göğüs kısmındaki zarif taş işlemeleri, boynuna takı takmasına gerek bırakmayacak kadar dikkat çekiciydi. Sırt kısmı derin ama şık bir şekilde açık bırakılmıştı. Bu da elbiseye zarif bir hava katıyordu. Saçlarını yarım toplu şekilde bırakmış, dalgalar hâlinde omuzlarına dökülmesine izin vermişti. Saçlarının arasına yerleştirilmiş küçük yıldız detaylı tokalar, ışık vurduğunda parlayan su altındaki ışık oyunlarını anımsatıyordu.
Cemre, uçuk pembe tonlarında, yerlere kadar uzanan ve omuzlarını açıkta bırakan sade ama zarif bir elbise giymişti. Elbisenin bel kısmındaki ince altın işlemeler kıyafete zarif bir ışıltı katıyordu.
İklim, zümrüt yeşili renginde, tıpkı kendisininki gibi A kesim bir elbise tercih etmişti. Elbise, göğüs kısmında ince dantel detaylarla süslenmiş, sırtı hafifçe açık bir tasarıma sahipti. Uzun düz saçlarını serbest bırakmış, hafif dalgalı bir görünüm vermişti.
İklim, zümrüt yeşili renginde, tıpkı kendisininki gibi A kesim bir elbise tercih etmişti. Elbise, göğüs kısmında ince dantel detaylarla süslenmiş, sırtı hafifçe açık bir tasarıma sahipti. Uzun düz saçlarını serbest bırakmış, hafif dalgalı bir görünüm vermişti.
Arya'nın üzerinde, tam da ondan beklendiği gibi ateş kırmızısı bir elbise vardı. Tek omuzlu, vücuda tam oturan ve yere kadar uzanan elbise son derece çarpıcıydı. Elbisenin eteği, yürümesini kolaylaştıran bir yırtmaçla hareketlendirilmişti. Saçlarını hafif dalgalı şekilde bırakmış ve bir tarafını tokayla tutturmuştu. Kıyafetini tamamlayan kırmızı bir ruj ve altın rengi topuklu ayakkabıları, görünümüne tam anlamıyla cesur ve çekici bir hava katıyordu.