Dostum İbrahim “Dünyanın en güzel gülü henüz açmadı!” dediğinde ben onun bir gülistanda açacağını sanmıştım. Meğer o dikenler, diken yaraları, gözyaşları ve kan damlaları arasında açacakmış. Bir gül bu kadar mı zahmetli büyürdü? Bir gülün etrafında bu kadar mı diken çok olurdu?
Dut Ağacının Altında sadece dokunan tek bir hikâyeden ibaret değil, içinde farklı ruh hallerine, farklı karakterlere ve farklı duygulardan pek çok hikâye barındırıyor. Her biri, hayata dair derin anlamlar içeren, okuyucuyu kendi anılarıyla yüzleştiren, bazen hüzünlendiren, bazen de umut veren hikâyeler… İşte kitapta yer alan bazı hikayelerin başlıkları:
📖 Kitaptaki Hikâyelerden Bazıları: 🔹 Aydınlık – Bir yolculuğun içinde, iyilik ve karanlık kavramları üzerine derin bir sorgulama. İnsan, aydınlığını gerçekten görebilmek mi, yoksa onu hissetmek mi gerekiyor?
🔹 Talihsizlikler – İnsan görünümleri beklenen anların, küçük gibi görünen olayların bile nasıl büyük anlamlar taşıyabileceğine dair bir anlatı.
🔹 Balıklar ve Domuzlar – Hayatın İçindeki mücadeleler, hayvanlar ve doğa ile insanın kaderinin nasıl iç içe geçtiğini düşündürücü bir hikaye.
🔹 Odamdaki Kelebek – Küçük bir kelebek, bir insanın iç dünyasını bu kadar derinden nasıl yaşayabilir? Hayata, yalnızlığa ve umuda dokunaklı bir öykü.
🔹 Çiçekler ve Aynalar – Mezarlık, aynalar ve çiçekler… Geçmişle yüzleşmek, anıların sonsuz dertleşmeye kapılmak ve ölüme bile insan kayıt ki yazmaları hakkında derin bir hikaye.
🔹 Dut Ağacının Altında – Kitaba adını veren bu hikâyeyi, anıların ve geçmişin gölgesinde kalan derinliklerinde anladığımız kadarıyla, okurun yüreğine dokunan bir anlatı.
🔹 Suda Sarı Çiçek – Doğanın içinde, küçük bir detayın bile insana olağandışı şeyleri hatırlatabileceği, geçmişin insanının karşısına çıkabileceği etkileyici bir öykü.
🔹 Ay Işığında – Geceye ve zamana karşı verilen mücadele, dostluk ve hayatın beklenmedik anları üzerine yazılmış, sürükleyici bir hikaye.
🔹 Ufuk Çizgisi – Gökyüzü ve deniz birbirine karışırken, insanın içindeki duygular da derinleşiyor. Hasat zamanı ve hatıralarla dolu bir anlatı.
📖 Dut Ağacının Altında , onun hikâyesinde insandan bir olayı anlatan, içinden süzülüp gelen anıları yeniden hatırlatan, derinliğiyle ve şiirsel anlatımıyla ruha dokunan bir kitap. Eğer güçlü betimlemeler, derinlikli karakterler ve hayat içinden süzülen hikâyeleri seviyorsanız, bu kitabın tam boyutuna göre!
Gülümsemek, bir kadının acısını örten devasa bir makyaj malzemesidir. Hangi kozmetikçide bulunur bir tutam tebessüm? Yoktur… Yerin yedi bin kat altına insen de yoktur. Aradığın, kadının kalbindedir; yüreğinin en derin yerinde. Kadınlar önce mutluluktan gülerler… Sonra, gülüşlerinden ödün vermemek için acılara gülümsemeyi öğrenirler. Bir süre sonra ağlamayı da bırakırlar. “Güçlü” olmanın hakkını vermeye çalışırken, yumruk kadar kalplerini acıya mahkûm ederler. Rimelini bahane edip ağlamayan kadınlar bilirim; gözyaşlarını içine akıtan… Geceleri yastığını sele boğan güçlü kadınlar bilirim. Avazı çıktığı kadar susarak ağlayan kadınlar… O yüzden kadınların yüzlerine iyi bakın beyler; çünkü kadınların yüzleri mezar taşı gibidir. Kendi mezarını bulmak ister gibi atılan son bir bakış… Gerisi upuzun bir kahkaha zaten.
Çılgınca aşığım sana ama demem, diyemem çünkü aramızda dağlar, denizler ve benim o kahrolası gururum var bu böyle sürüp gidecek sen, seni sevdiğimi bilmeyecek, öğrenmeyeceksin ben her gece yıldızlara seni sevdiğimi söyleyeceğim sana asla...
Evim der ki, 'Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.' Yolum der ki, ' Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim.' Ve ben hem eve, hem de yola derim ki, 'Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var. Eğer kalırsam, kalışımda bir ayrılış vardır; gidersem, ayrılışımda bir kalış...
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz Keder sana yakışmıyor gül biraz Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Ağlamaktan mı karadı gözlerin Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin Şimdi neden yaşardı gözlerin Hasta mısın, yorgun musun nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar...
Senin gibi bir aşk çiçeği ne yapar Seher vakti yağdığında yağmurlar? ” Diye mezar sordu güle. “Ya senin o kuyu gibi ağzına Düşen insan ne yapar daha sonra? ” Diye sordu ona gül de. Ey karanlık mezar, amber ve bal Kokusuna döner o damlacıklar Anladın mı beni şimdi? ” Mezar da dedi ki “Ey dertli çiçek, Melek olup göklerde süzülecek İçime düşen her kişi.”
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı? Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün? Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı? Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün. Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı? Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı? Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün? Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı? Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün. Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı? Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
Mahkum olmak sadece dört duvara hapsolmak değildir Bazen insan kalbinde, bazen de umudunda hüküm giyer Merak etme yeri geldiğinde dik yürümeyi de biliriz Azizim.!! ✍️