Vakti mi olur sevmenin... İnsan bir günün sonunda da sevebilir, Bir yolun sonunda da... Dahası, bir ömrün sonunda da düşebilir ateşe... Sadece güneşli olunca güzel değildir hayat. Yağmurda da güzeldir, Rüzgarda da güzeldir, Hazanda da...!
İnsanı yaratan, onu değiştiren, ona imanın nurunu ilham eden ve insanı imanın nuruyla süsleyen, güzelleştiren ona beyanı öğreten ve bununla onu (sair mahlukatı içerisinde) öne çıkaran ve faziletli kılan, insanın kalbini ilmin hazineleriyle besleyip de insanı kemale erdiren, kendi rahmetinden bir perde gönderip onu örten, sonra da insana kalbine doğan, aklına gelen şeyleri ifade edecek ve gönderdiği kapalı olan perdeyi açacak dil veren, kazandırdığı ilim ve kolaylaştırdığı konuşma gibi insan için öncelediği ve ona sunduğu şeyler hakkında insanın diline hamdetme imkânı veren Allah'a (cc) hamdolsun.
"Ne bileyim, burada kalmaya pek niyetim yok ama. Sevmiyorum buraları. Dar kafalı, hoşgörüsüz, bezelye taneleri gibi birbirine benzeyen bir sürü insan. Burada ömür çürütmeye niyetim yok.” Nuri Bilge..
Şu ‘ölesiye âşık’ sözü o kadar beylik, o kadar kuşku uyandıran, o kadar muğlak bir laf ki bana pek bir fikir vermiyor. Samimi, güçlü aşklar için olduğu kadar yarım saatlik muhabbetten doğan hisler için de kullanılıyor.
"Benimle vedalaşmaya kalkma sakın. Ne kimsenin önünde eğil, ne kimseye dil dök. Beni çok önceden vurmuşlar gibi davran." ... "Yaralarının üstüne kızgın taş bastır,"
Ve herhangi bir ayaklanma halinde topraklarını kaybedecek olan büyük mal sahiplerinin tarihe bakacak, tarihi okuyacak ve şu büyük gerçeği öğrenecek gözleri de var: *Mal, birkaç kişinin elinde birikti mi ellerinden alınır. *Halkın büyük bir kısmı aç ve çıplak olunca istediğini zorla alır. *Baskı ancak baskı altındakileri güçlendirir ve birbirine bağlar. Büyük mal sahipleri tarihin bu üç haykırışına kulaklarını tıkamışlardı.
Uzun süre düşündü,düşlerindeki düğün günlerine daldı ama içinde bir yerlerde,geleceğin belirsizliğiyle ilgili bir korku ,bir endişe hep var olacaktı…….