Sonra aramıza şehirler girecek, hiç karşılaşmayaca ğız. tesadüfler bile,bir araya getiremeyecek. sonra da belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek.
Bir insanı herhangi biri kırabiIir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabiIirmiş, Çok acıttığında anIadım.. Fakat,hakedermiş seviIen onun için döküIen her damIa gözyaşını, GözyaşIarıyIa birIikte sevinçIer terkettiğinde anIadım..
* "Üç şeyden kork: Allah'dan, nefsinden, Allah'dan korkmayandan. * Dünyâ malını sevenler, deniz suyu içenlere benzerler. İçtikçe susuzlukları artar." * Dâimâ bilgili kişileri dinle. Bilmediklerini bilenlerden öğren. Bildiklerini de bilmeyenlere öğret. * Bir işi bitirince yeni bir işe başla. * Kirlenmemekle değil, temizlenmekle yükümlüyüz. * Duman çekilince görürsün; bindiğin at mıdır, eşek midir? * İki iş arasında kararsız kaldığında, sana ağır geleni tercih et. Zîrâ nefse, haktan başkası ağır gelmez. * Parmakla gösterilmeye heves etme. Bırak, seni kimse tanımazsa tanımasın. Allah'ın seni bilmesi yeter.
Yazar Behiç Ak'ı çocuk kitaplarıyla tanıyorum. Yetişkinler için yazdığı bu roman, şiirlerle bezenmiş, İstanbul kokan garip bir aşk hikâyesini anlatıyor. Bir yemek davetiyle başlıyor hikâye. Mehmet T. yıllardır görmediği arkadaşlarını yemeğe çağırmaya karar veriyor ve en merak ettiği arkadaşı Sevgi oluyor. Mehmet T. kendi halinde, gizemli sayılabilecek kadar çevresi olmayan, olmasına da izin vermeyen, şiir kitapları olan şair bir beyfendi. Bir gün edebiyat sohbetleri topluluğuna katılmasıyla hayatı şekilleniyor. Bu toplulukta tanıştığı arkadaşlarıyla keyifli zamanlar geçiriyor, kitapların özetlerini çıkarıyor ve karakter incelemeleri üzerine konuşuyorlar. Sohbetleri ilerledikçe utana sıkıla kendinin de şiir yazdığını söylüyor Mehmet T. Israrlar üzerine okuduğu kendi şiirinden etkilenen Sevgi ile birlikte olmaya başlıyorlar. Ve hikâye bana göre bu kadar. Ne buram buram aşk, ne duygulu bir ayrılık, ne acıklı bir yas, ne de sevinçli bir karşılaşma var. 30 yıl sonra merak edilen arkadaşların mektupla bir araya gelmek için davetini okuyorum. Hayır beni etkileyen bir pişmanlık yok. Okur olarak vurucu bir son bekledim. Yoktu. Perişan olmak istedim bu kitabı okurken. Olamadım. Haksızlık edemem, yazara değil beklentiye giren kalbime kırgınım ben. Genel hatlarıyla emek verilmiş bir kitap. Ben de emeğe saygıdan inceleme yazma gereği duydum. Çünkü şiir varsa, orda bir yerde bir kalp var demektir. ❤
Çocukluk başlamak demektir. Dünyaya, hayata,zamana, kendine ait olan her şeye titrek adımlarla yürümekti. Çocukluk bir imkandı. Çocukluk acıya, kayıplara,ölüme henüz uzak olmaktı. Yokluğun daha az acıtmasıydı, avuntunun ve şefkatin bolluğuydu.
'Belki de şehri terk etmeliyim,' diye düşündü. Tıpkı Mai ve Siyah'ta, âşık olduğu Lamiaya ulaşamadığı için şehri terk eden Ahmet Cemil gibi. Ama bunu yapabilir miydi gerçekten? Cebinden küçük defterini ve kalemini çıkarıp bir şiir yazdı.
De bana Almênya, Seni hakkıyla seven kimdi? Kimdi tarağındaki kırılan dişle ürperip kendine gelen, Yeryüzünün bütün lisanlarında sadece seni nakşeden kimdi? Bütün güzellikleri gözlerinin hizasına yükselten, Kusurları ayaklarının altına çimen o el Kimin eliydi, söyle?..
Gezegenimiz artık daha fazla başarılı insana ihtiyaç duymuyor ama bizim barışçı, tedavi eden, tamir edici, hikaye anlatan, her türlü sevgiye sahip insanlara ihtiyacımız var.
Elbet darlık gider. Bir gün olur darlık kalkar. Nimet gelir; saadet, selamet yolları açılır. Peygamberimizin ﷺ halini düşün. Diğer Peygamberlerin (AS) başına gelenleri dinle. Bilhassa Eyyub Peygamberin (AS) hali senin için en büyük derstir. Hepsinin sıkıntısı gitti; hem de gecenin gündüze karşı yok olan karanlığı gibi. Yaz olunca kaybolan kışın soğuğu gibi. Her şeyin bir zıddı vardır. Her şeyin bir sonu ve her şeyin bir bitim tarihi olur. Sabır, her iyiliğin anahtarı hükmündedir. Bir Hadis-i Şerifte: - “Bir vücut için kalp ne ise iman sahibi için de sabır odur.” buyuruldu . Diğer yerde ise: - “Sabır, imanın hepsidir.”