En çok okuduğun tür hangisi? (Polisiye, klasik, fantastik?)
Korku korku korku. Korkuyu ancak korkuya yedirerek yok ederiz. Bunu iyi düşünün derim.
Benim nedenim ise ilk defa Luciferle küçük yaşlarda birebir tanışma olduğu için.
Bu yüzden ölüyüm ben gerçekten. Ölülere kimse zarar vermez çünkü.
Kastettiğim taklit değil gerçekten ölü olduğunuza hüküm kanat getirme kararı içinizden kemik anayasa mahkemesinden çıkması gerekiyor gözlerinden dışarıya kağıt tutanak gözyaşları darağacı tabureleri ile.
Keşke uzaklara uçmak için kuşların içlerinde odalar olsaydı Mathilda. Demir yığını uçak gövdeleri yerine kuş çaldım gökyüzünden hava sahasına gidip en şık en artist kuşlara kendimizi taşıtsaydık orada bir ülke var senfonilerine. Kafam allı pullu Mathilda. Bana ruhundan es bir ses sonbahar üfle. Ruhum göğün içinde rüzgar içsin.
Bugün böyle de ve arkası şimdi de sabahın kristal içinde gün açan gözlerim kapalı uyandı. Ama ben hâlâ ona, sana, gözlerim açık uyuyorum içimde Mati.
Aşkın kör ve engelli bacağına amber dökümlünün ocağında yapılmış kehribarlı bir kurşunu mu sıksam? Olur mu bilmiyorum Mahtilda. Onun dış çeper duvarına yapışmış evcil ölülerine üç Felak üç Nas Suresi taşırsam mı?
İçine sıkarsam amber kokulu göz ekranlarımı kendimi öleceğim Mati! Üç parmağınla sakın kalbime üfleme.
Üfleme Mahtilda. Sönmesin kalp ocağımın içinde, taş pişiren anemi ölüleri!
Ölüm nano salise gibi. Rüşvet verilmiyor Azrail’ciğime. 🤦🏼♀
O kadar uzun zamandır yalnız ve kimseyle bağım olmadan yaşıyorum ki, dünyada nasıl olduğumu umursayan insanlar olabileceğini bile akıl edemiyorum diye düşündü.
Bir tarafta hayatında peş peşe zorluklarla mücadele eden bir kadın, diğer tarafta hiçbir yere kök salamamış, kimsesi olmayan bir asker... Başlangıçta yalnızca mektuplarla birbirlerinin hayatına dokunurken zamanla aralarında çok daha güçlü bir bağ oluşuyor. Sonrası ise güzel bir aşk hikâyesinin yanında bolca dram...
Şahıslar değil, millet vardı. " Türk halkı dünyanın en realist, en müspet kafalı bir milletidir." Gazi, o günlerde oldukça bunalmış gibiydi. Eski mücadele arkadaşlarının günden güne muhalif saflara savruluşu onu oldukça düşündürüyordu. Biraz hava almak ve ferahlamak adına yaverleriyle Çankaya sırtlarında dolaşmaya çıktığında uçurtma uçuran bir çocuğa rastladı. Çocuğun adı Cemil'di. Ayrancıda oturuyordu. Okula yeni başlamıştı. Gazi, kısa bir sohbetin ardından, "Peki, ben kimim?" diye sordu. Cemil, "Sen Gazi Paşa'sın," diye cevap verdi. Gazi gülümseyerek "Olmadı Cemil" dedi: "Ben Gazi Paşa değilim, beni benzettin sen." Cemil kendinden emin şekilde, "Yok, benzetmedim," dedi.
Lozan'da onursuz bir barış imzaladık. Bu, İngiltere'nin şimdiye dek imzalamış olduğu antlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu ve en kötüsüdür."
Andrew Ryan
"Mustafa Kemal, tam bağımsız bir Türkiye yaratmayı iyice kafasına koymuştur."
İngiliz Gizli İstihbarat Servisi Raporu
"Herkes Kemalistlere saldırıyor. Kafir diyor. Herkes halifeyi savunuyor. Türkler geçmiş yüzyıllarda hilafeti savunurken neredeydiniz, Müslümanlar? Yunanlılar ve İngilizler Türkleri yok etmek üzereyken neredeydiniz, Müslümanlar? Hilafet lafla savunulmaz. Bugün Türklerin yaptığı eleştirilemez. Beş yüz yıl savundular. Şimdi sıra başkalarında.”
Yeniköy'deki ihtişamlı bir yalıda, günlerce süren gizli partileri, bu partilerde dönen ahlak dışı düzenleri ve sapkın ilişkiler, Paranın her şeyi nasıl akladığını, suçun, suskunluğun ve cezasızlığın elit çevrelerde nasıl ağ bağlantıları......
Dışarıya doğru atılan ahlak naraları sözde kaldığı zaman, hiçbir anlamı yok değil mi?"
Kitabın Adı : Kitapların Şenlik Ateşi Yazarı : Serdar Rıfat Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları Türü : Deneme - Araştırma Basım Yılı: 2008 Sayfa Sayısı: 205 Sayfa
Düşünceler:
Zaman zaman " Neden kitap okuyorsun ? " ya da " Okuduğun kitaplar ne işine yarıyor ki ! " gibi saçma sorulara muhatap oluyorum. Yazıkki bu laf-ü güzafların bir kısmı da mürekkeb yalamış insanlardan geliyor.
Hayatında hiç gül kokusu almamış birine o müstesna kokuyu , tepelere çıkıp altında deniz gibi serilen bulutları hiç görmemiş birine o muhteşem manzarayı , hiç bal yememiş birine o eşsiz tadı nasıl anlatamıyor isek kitap okumayan birisine o rint hali anlatmakta o kadar zordur. Ez cümle bilmediğini bilmeyen cahile ne anlatsanız boştur. O yüzden hiç kendinizi yormayın.
Kitap okumanın zevkine varmış , bu konuda kendini gelişltirmiş hatta kitaplar yazmış olan Serdar Rıfat'ın deneme-araştırma tarzındaki eserini büyük bir dikkatle ve zevke okudum. Çok sayıda yazarın eserini büyük bir dikkatle okumuş, araştırmış kendi diliyle yorumlamış. yazar.
Bazılarını okuduğum, bir kısmını ise henüz okuma fırsatı bulamadığım eserleri , yazarları anlatmış. Tutunamayanlar'dan , Uzun Sürmüş bir Gecenin Akşamı'na Kundera'dan Beckett'a kadar bir çok yazar ve eseri güzelce harmanlamış ,anlatmış.
Özgün, insanı yormayan ama aynı zamanda okunurken dikkat isteyen bir yazım tarzı var yazarın. Okuduğum bu ilk kitabını sevdim doğrusu. Türünün ilgililerine de tavsiye ederim.