Umudun bittiği yerde çaresizlik başlıyor. Dört duvar arasına sığmayan, nefes almanı bile zorlaştıran bir çaresizlik. Ve ben o kadar çaresizdim ki, gün doğana kadar sokak sokak dolaştım. Nefes alabilecek bir yer aradım kendime...
"Eee nereye gidiyoruz?" "Seninle dünyanın öbür ucuna gitmek isterdim Leyla. Beraber Kuzey Işıkları'nı izleyelim isterdim mesela. Gerçi o büyülü ışıklar bile kıskanırdı senin güzelliğini."
İnsanın kendine yapacağı en büyük kötülük kafasını dinlemek. Kendimden biliyorum. Uzun süredir yaptığım tek şey, kafamı dinlemek. Susmuyor bir türlü. Hiçbir şey düşünmeden boş gözlerini tavana dikmek insan için gerçek bir hazine.
"Güven, herkesin hakkı ve ödevidir. Kimse, insanların güvenini suistimal edemez. Güveni suistimal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir."
Zaten insan dediğin yediği her kazıktan sonra "Yok abi bundan sonra kimseye güvenmem ben," deyip de her seferinde kazık yemeye devam eden bir canlı türüdür.
Güneşli bir güne uyanmak gibisi yok. Hele bir de mevsimlerden yaz değilse. Bulmacalarda bile yeri var. Kışın açan güneş, soldan sağa, beş harfli. Cevap tabii ki Leyla. Bu sabah Leyla'ya uyandım. Kalan tüm sabahlar Leyla'yla uyanırım umarım.
Köşe başı meskenim yollarını beklerim, döneceksen dön artık benim şugar esmerim. Güzelim vallaaah severim vallaaah bil- laaah. Kara gözlü çingenem âşık oldum ben sana, seni çok seviyorum inanmıyorsun banaaa...
...Leyla içeri girdi. Her sabah güneşin doğuşu sıradan görünse de aslında mucizevidir. Senin içeri girişin de öyle Leyla. Sen girince zaman durdu, dünya yörüngesinden şaştı ama kimsenin ruhu duymadı. Tüm sesler kesildi, gökkubbenin altında sadece senin adın duyuldu. Tüm mucizeler zamanla sıradanlaşır, bir sen aynı kalırsın Leyla. Benim gönlüm çöldü, sen o çölü bile deniz kıldın Leyla.
Kafamın içinde ne kadar süslü cümleler kurarsam kurayım söylerken bok ederim her şeyi. Konuşmayı beceremem ki ben. Keşke gözlerime bakınca her şeyi anlasan Leyla.
Yine hayallerimi bir başkası yaşıyordu. Bense uzaktan onları izliyordum. Tüm hayaller gerçek olacak diye bir kaide yok elbet. Ama o hayalleri başkasına yaşatıp dışarıdan seyrettirmek nedir? Nasıl bir sınavdır bu?
"Adı ne peki kızın?" "Leyla!" Leyla mı? Şimdi gerçekten Mecnun oldum işte. Meğer ömrüm boyunca eksikliğini hissettiğim şey senmişsin be Leyla. Hoş geldin Leyla. Yüreğim biraz tozludur kusura bakma. Bugüne kadar kimse girmedi içeri ne yapsın garip?
...uzanıp tavanı seyretmeye başladım. Tavanın sıvasındaki izlerden şekiller türetmeye koyuldum. Tıpkı çocukken bulutları bir şeylere benzetmek gibi. Hangi buluta baksam at görürdüm genelde. Artık bulutları değil tavanı izler oldum. Büyüdükçe gökyüzüne bakmayı da bırakıyor insan...
"Belli ki âşık olmuşsun evlat. Çaresiz âşıkların son durağıdır burası. Sevdiğine kavuşursan meşk, kavuşamazsan aşk olur. Kavuşamayan âşıklar bu çölde ararlar sevdiğini. Kavuşanlarsa emlakçı emlakçı dolanır dururlar artık, 2+1 kombili.
"Dert çekmeyen ne bilir, dert çekenin halinden. Ben ne yaptım söylee sanaaaa tutmuyoorsuuun eeliimdeeeen... Sen de bir gün anlarsıın hayatın cilvesinii, zateeen garipler yermiiş feleeğiin darbesinii... Öleesiyee sevenleeer nedense mesut olmaz, senin gibi bir vefasız hiç kimseye yar olmaz..."