“Büyüdüğünüzde dünyadan ve diğer şeylerden payınıza düşenler artmayacak, bilakis daha da azalacak,” diye uyardı Valdevenen. “Ancak şu anda her şey sizin henüz ve siz de her şeye aitsiniz. Belli ki bu yüzden çirkin bulduğunuz hiçbir şey yok şimdi ve sizi hayal kırıklığına uğratmamak için her şey en güzel yüzünü gösteriyor. Sonraları bu böyle kalmayacak.”
Dalmış olduğu düşüncelerin onu, etrafında kıpırtısız ibadet eden insanların arasından başka bir yerlere kaçırmasını istiyor gibiydi, hem öyle pek yakınlara da değil, göklerin ötesine, bütün gerçeklerden en az bu kadar uzak, cennet gibi bir yerlere.
Günümüzde çok daha fazla bilgiye sahibiz. Ama elimizdeki bilginin artması isimize yarıyor mu? Bilakis birçok durumda bu bilginin kaygıyı, azaltmak yerine arttığını göruyoruz. Cünkü artık her seyin nedenini bilmek istiyoruz. Bu istegin de bir bedeli var. Bilinmezlik alanı daraldıkça açıklayamadıgımız her detay bizde daha çok strese yol açıyor.
— Ne biçim gelininiz var sizin? Eşikten ayağını atar atmaz demediğini bırakmıyor insana! Ne avlanmak var, ne saygı!
—Evet, bizim gelin öyledir derdi annem, doğruyu insanların yüzüne karşı söylemeyi sever. Böylesi dedikodu yapmaktan, dolaylı ve iğneli sözler söylemekten iyidir. Sizinkiler erdemli görünüp saman altından su yürütürler. Kokmuş yumurtalar da hep böylelerinden çıkar. Dıştan bakınca bembeyaz, ama içi burnunuzun direğini kırar!
“... belki de bugün dışarıda gördüğü ve hayran kaldığı şeyler gibi güzeldi. kıyıdaki kayınlar ve ışıltılı dalgalar gibi, ya da gökteki bulutların akşam kızıllığındaki hali gibi.”
Kader, kalbe dıştan etki etmeden önce insanın zihninde ve kanında hüküm sürer. Kişinin kendisini tanıması, kendisini savunmasıdır ve çoğunlukla nafile bir çabadır.
Kader, kalbe dıştan etki etmeden önce insanın zihninde ve kanında hüküm sürer. Kişinin kendisini tanıması, kendisini savunmasıdır ve çoğunlukla nafile bir çabadır.
Alıntılarla kitap özeti. "Bitirdim ben... Koydum lavtamı kenara. Mor üçüller arasında Gölgeler asılı durdukça Şakımak da sona erdi, şarkılar da. Bitirdim ben... Koydum lavtamı kenara. Eskiden bülbüller gibi erken, Çiy düşmüş çalılarda öterken, Kestim artık sesimi. Yorgun bir ketenkuşuyum şimdi. Dudağımdaki ezgiler bitti, Öttüğüm zamanlar geçip gitti. Bitirdim ben. Koydum lavtamı kenara."