Sesinde ne var biliyor musun Bir bahçenin ortası var .... Sesinde ne var biliyor musun Eski öpüşler var ..... Sesinde ne var biliyor musun Söylemediğin sözcükler var Küçücük şeyler belki Ama günün bu saatinde Anıt gibi dururlar
... insan kadınları ister idealize etsin ister şeytanileştirsin, her durumda erkeğe bağlı değerlendirip basitleştiriyordu. Belki de kadına adeta bir sfenks karakteri yüklenmesinin temelinde büyük ölçüde, erkeğinkinden hiç de geri kalmayan eksiksiz insaniyetinin bu ağır basitleştirmeyle örtüşmemesi yatıyordu.
Dikte edilen yaşam tarzıyla ikileme düştüğünde kendi kendiyle de ikileme düşüyordu. Bir öpücüğün esrimesi içindeyken bile sanki yerin kulağı varmış gibi gizli bir korkuyla titremesi bundandı; aşkın hem hayatının koruyucu meleği hem de melekleri kaçıracak güçteki şeytanı ve baştan çıkarıcısı olduğu duygusunu taşıması bundandı. lrmgard aşktan Fenya'nın beklediği “huzur”u beklemiyordu.
Cömert olmak mükafatını kendi içinde taşır. Alkışa da gösteriye de ihtiyacı yoktur. Mutlu ve mutmain insanların ortak özelliği, cömert ve nazik olmalarıdır.
Bir çoğumuz mutluluk ve başarıyı içimize bakarak değil, dışımızda nelere sahip olduğumuza ve neleri alacak gücümüz bulunduğuna bakarak tespit etmeyi alışkanlık edinmiş durumdayız. Toplum içinde bir insanın değerini de topluma olan katkısı veya nezaketi ile değil, sahip olduğu mal mülke göre değerlendirmeye eğilimliyiz.
Sır kitabı, kişisel gelişim alanında geniş kitlelere ulaşmış bir eserdir. Eser, temel olarak “çekim yasası” kavramı etrafında şekilleniyor ve düşüncelerin hayatı doğrudan etkilediği fikrini savunuyor. Anlatım dili oldukça sade ve akıcı, bu da eserin geniş bir okuyucu kitlesi tarafından kolayca anlaşılmasını sağlayan etkenlerden biri. Ama kitabın içindeki bilgiler, bilimsel temellerden ziyade daha çok inanç ve motivasyon üzerine kurulmuş. Bu nedenle, eleştirel bakış açısına sahip okuyucular için bazı noktalar tartışmalı görünebilir.
Kitapta verilen örnekler ve başarı hikâyeleri, okuyucuyu motive etmeyi amaçlıyor ama yazarın bazen tekrara düştüğünü söyleyebilirim. Yazarın yaklaşımı, pozitif düşüncenin gücünü vurgulamak açısından etkileyici olsa da, gerçek yaşamın karmaşıklığını yeterince yansıtmadığı düşünülebilir. Bununla birlikte, motivasyon arayan ya da hayata daha olumlu bir perspektiften bakmak isteyen okuyucular için ilham verici bir okuma olma ihtimali var.
Genel olarak değerlendirildiğinde, eser kişisel gelişim alanında popülerliğini hak eden ancak içerik açısından daha derinlikli bir yaklaşım bekleyenler için sınırlı kalabilecek bir yapıda bence. Okuyucuya sunduğu mesajlar basit ama etkili olabilir; yine de bu mesajların uygulanabilirliği ve sürekliliğinin de kişiden kişiye değişeceğini de unutmamak gerekiyor. . . Kitapla ve bilgiyle kalınız...
Ben Bir Kürt Sevdim - Veda kitabı, duygusal yoğunluğu yüksek bir anlatı sunarak okuyucuyu etkiliyor. Hikâye, aşkın sadece iki insan arasındaki bağ olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel sınavlardan geçtiğini gösteriyor.
Yazarın dili oldukça sade ama bir o kadar da vurucu. Karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar gerçekçi ve samimi bir şekilde aktarılmış. Kitap boyunca hissedilen hüzün, okuyucunun empati kurmasını kolaylaştırıyor. Özellikle ayrılık teması, eserin güçlü yönlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ama şunu demeden geçemeyeceğim: Şahin, ne çift karakterli birisin be adam. İkizler burcu musun nesin
Anlatımda yer yer şiirsellik hissedilmesi, metne ayrı bir hava katmış. Toplumsal farklılıkların aşk üzerindeki etkisi etkileyici bir şekilde işlenmiş. Okuyucu, karakterlerin yaşadığı zorlukları hissederek hikâyeye daha çok bağlanıyor.
Genel olarak eser, hem duygusal hem de düşündürücü yönüyle akılda kalıcı bir okuma deneyimi sunuyor. . . Kitapla ve bilgiyle kalınız...
- Bu kitap, sadece bir aşk hikayesinden ibaret değil, aynı zamanda bulunduğumuz coğrafyanın kaderle nasıl iç içe geçtiğinin acı/hüzün bir kanıtı. Kitabı okurken kendimi bazen bir sevdanın nahifliğinde, bazen de toplumsal önyargıların o ağır yükü altında ezilirken buldum. - Özellikle belirli bölgedeki kız çocuklarının yaşamına dair tutulan ışık, hikayenin en can yakıcı ve sarsıcı yanını oluşturuyor. Küçük yaşta omuzlarına koca dünyaların yükü bindirilen kızların sessiz çığlıklarını satır aralarında duymak gerçekten iç acıtan ve bazen de tanıdık gelen cinsten. - Yazar, bu çocukların hayallerinin nasıl yarım kaldığını anlatırken fazla dramatize etmeden, gerçeğin çıplaklığıyla yüzleştiriyor bizi. Bir kadının var olma çabasının, henüz çocukken nasıl engellerle karşılaştığını görmek okuyucuda derin bir sorgulama uyandırıyor. - Hikayenin kalbi olan Şahin ise, tüm o sert coğrafyanın ve katı geleneklerin içinde nezaketi, dik duruşu ve vicdanıyla adeta bir umut ışığı gibi parlıyor. Şahin, bir yandan köklerine sadık kalmaya çalışırken diğer yandan sevdiği kadın ve çevresindeki kadın hakları için verdiği sessiz ama derin savaşla karakterin derinliğini gözler önüne seriyor. - Sevginin iyileştirici gücü ile törelerin katılığı arasındaki o ince çizgide yürümek, kitabı bitirdiğimde bende düşündürücü bir etki bırakırken, Şahin’in fedakarlıkları bu duygusal yoğunluğu farklı bir seviyeye taşıyor. - Karakterlerin içsel dünyası öyle gerçekçi işlenmiş ki, onların acısı bir noktadan sonra sizin de kişisel sızınız/düşünceniz haline dönüşüyor. - Sonuç olarak bu eser, hem bir yüzleşme yazısı hem de her şeye rağmen filizlenmeye çalışan umutların hikayesi olarak hafızamızda yer ediniyor. . . Kitapla ve bilgiyle kalınız...
insanların mutluluğu avuçlarına konan bir kuş sanması ne komik. sürekli sahip olamadıklarıyla dövünüp şikayet etmesi ve bu bahanelerin arkasına sığınıp onları anlayan insanların etrafında pervane olmasını beklemesi hele... bi şarkı dinlemek, bi kitabı bitirmek, kendine pastanede kahve ısmarlamak, tiyatroya giderken ikinci bileti satın alabileceğin bir arkadaşının olması, dua okumak, uzaklara dalmak, dağıldıktan sonra toparlamanın verdiği bütün basit ama güçlü anları yaratmak bizim elimizde değil mi? aşk olsun, kimin yok ki dünya telaşı.