bazen oluyor hatta çoğu zaman sıkça oluyor in'nsan güzel olan ne varsa (buna "harfler"de dahil) katlayıp arşive kaldırıyor yeri ve zamanı gelince çıkarıp yüz göz olmak istiyor yine yeniden
kavanoz iyi fikir değil sanırım kırılıp dökülenleri yeniden toplamak toparlamak ömrünü alıyor insanın
“Kuyu senin içinde. Bir başkasının sana yapacağı her şeye sen kendi içinde hazır olmalısın – onu uzaklaştırıp kendin içine dalmalısın ve ne yaptığını sormamalısın. Batmalısın, ancak o zaman yeniden doğarsın.”
Hiç kimse dışarıya görünmeye çalıştığı kadar özgüvenli değildir kendi içinde. İşte bu nedenle okumalıyız, oğlum. Kitaplar, kâğıt fenerler gibi, sisin ortasında bize ışık sağlar.
İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, , asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir
Nefret üç bardakta sunulan zehirdir. Birincisi, insanların arzuladıkları kişileri hor görmeleridir -çünkü onları kendi ellerinde tutmak isterler. Hep kibirden! İkincisi, insanların anlamadıkları kişilerden tiksinmeleridir. Hep korkudan! Bir de üçüncü tür vardır -o da insanların incittikleri kişilerden nefret etmeleri.
Bazı insanlar sevgiyi, nezaketi öğreniyorlar. Diğerleri, korkarım, tacizi ve vahşeti. Ama en iyi öğrenciler, zorluk ve zulümle karşılaştıklarında bundan cömertlik ve şefkat çıkarabilenlerdir.
Zaman zaman beni saran hüzünlerin, hayat bıkkınlığının bir ruhi hastalık alameti olmasından korkardım. Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.