🤝 “Bu senin adalet takıntınla ilgili, değil mi?” dedin kara gözlerinde şimşekler çakarken. “O gençleri masum sanıyorsun ve bu yüzden yaşamalarına izin veriyorsun. Duy beni Constanta: Bu sefil dünyada hiç kimse masum değildir.”
Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan... Bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları! Size bu ölü yaşamı hazırlayan 'burjuvazidir' ve bu acımasız oyunun varlığını siz izin verdiğiniz sürece sürecektir.
“...İntikam susuzluğumu asla aşamadım ve toplumun en kötü üyelerini avladım. Hepsi de dilenci çocuklara tüküren ya da çalışan bir kızın kolunu morartacak kadar sertçe tutarken yakaladığım erkeklerdi. Suçlulara ve saldırganlara özel bir sadizm sergiliyordum.”
Acımasız, çirkin dünyadan biraz neşe koparmak, onca kana ve çığlığa rağmen tatlılığı bulmak istiyordum. Kendimi yeniden güçlü ve bütün hissetmemi sağlayacak tek şey buydu. “Işığı söndür.”
Dolambaçlı yollara sapmayı sevmeyen ve maskeyi sadece maskeli balolarda takan insanlar vardır beyler. En önemli iş olarak çizmeleriyle parkeleri cilalamayı görmeyen insanlar. Pantolonlarının üstlerine tam oturmasını yaşamdaki en büyük mutluluk saymayan insanlar beyler. Ve son olarak beyler, amaçsız yere ortalıkta dolaşıp durmayı, kur yapmayı, dalkavukluk etmeyi ve hepsinden önemlisi üstlerine vazife olmayan şeylere burunlarını sokmayı sevmeyen insanlar vardır... söyleyeceklerim aşağı yukarı bu kadar beyler
pek de önemli biri olmamaktan gurur duyuyorum. Entrikacı biri de değilim, bununla da gurur duyuyorum. Gizli saklı değil, hiçbir oyun çevirmeden, gayet açık bir biçimde hareket ederim ve kime, nasıl zarar, hem de büyük bir zarar vereceğimi bilmeme rağmen Krestyan İvanoviç, elimi böyle işlerle kirletmem. Bu anlamda ellerim gayet temizdir.
Her birimizin içinde, değer verdiğimiz insanlar tarafından kabul edilme isteği vardır. Onlar tarafından kabul edilmek için onların beklediği gibi giyinmeye, konuşmaya, düşünmeye ve davranmaya çalışırız. Bu nedenle her toplumda bir kuşaktan diğerine, birbirine benzer giyinen, davranan, düşünen insanlar yetişir.
Burada adı Lethe, ötede Eunoé’dir.⁶ Burada olsun, ötede olsun, ancak tadarsan etkisini gösterir. Tadı, bütün öteki tatlardan üstündür.
(⁶)lethe: unutma; eunoé: güçlü hafıza demeye gelir. bu nehirlerden biri insana işlediği günahları unutturur, öteki ettiği iyiliklerin anısını pekleştirir.