"Bizde" dedi, "Ölmüş bile olsa sevdiklerimizin bedeni azizdir. İnsanın topraktan yaratıldığına, bu yüzden de toprağa karışması gerektiğine inandığımız için de onu toprağa gönül huzuruyla veririz.”
Neden böyle yapıyorsunuz? Neden siz de ölülerinizi toprağa gömmüyorsunuz?" "Doğayı kirletmemek için" dedi Piruz. "Biz havanın, suyun, toprağın ve ateşin saflığına inanırız. Bu dört unsur temiz olduğuna göre doğa temizdir. Oysa çürüyen bir insanın bedeni tabiatı kirletir. Onun için ölülerimizi toprağa gömmeyiz biz, ateşte yakmayız, suya atmayız, açıkta kendi haline bırakmayız.”
Kimi insan duygusal özürlüdür; sevmez, hissetmez, kin ve nefret doludur, merhamet nedir bilmez. Kimi beyin özürlüdür; düşünmez, okumaz, öğrenmez, araştırmaz, anlamaya çalışmaz. Ancak şeytanlığa gelince ondan üstünü yoktur. Kişilik özürlüler, ruh özürlüler de vardır. Hoşgörüsüzdürler, anlayıştan eser yoktur, robottan farksızdırlar. Bunların sadece bedenleri sağlamdır. Onu da beğenmeyip çeşitli maskelerle olduğundan daha sağlam, daha güzel gösterme çabasına girerler. “Dışım cici olsun da içim ne olursa olsun, nasıl olsa kimsenin ondan haberi yok.” diye düşünürler...
Bir elimde gidişin kaldı/bir elimde yalnızlığım/yüreğimde bitişin kaldı/gözlerimde ayrılığın/hayalin boşlukta şimdi /tutulur gibi değil ki /bu yara senden kaldı…
Ben sana hep üşüyordum, çünkü kıştım... Nakıştım,bakıştım... İnkar etmiyorum da bunu... Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım... Lütfen inkar etme; Sana en çok ben yakıştım.