Azıcık sevildi diye, belki de ömür boyu aşağılanmış hissettirmekten başka hiçbir şeye yaramayacak bir şefkatle, bıraksalar çaresizce helak olup tükenecekmiş de, neyse ki bir erkek onu lütfuyla kanatları altına alıverince kurtulmuş gibi muamele görsün diye kalan ömrünü don, çorap yıkayarak, koltukta sızmış adamın üstüne battaniye taşıyarak geçirmeyecekti.
Bir kadın neden bütün hayatını başkalarının mutluluğu üzerine kurup sonra da her mutsuzlukta kabahatli çıkan olmak zorundaydı ki zaten? Aman şu üzülmesin, aman buna laf gelmesin diye bütün bir ömrü gereksiz bir mengenenin sıkışıklığında geçirdikten sonra bir de üstüne, sanki doğuştan verili bir görevi başaramamış gibi her sızlanışında taşa tutulmak neden kaderi olsundu?
Okumaya devam ettikçe, her öykü film şeridi gibi gözümün önünden canlandı. Bazı yerlerde o öyküde bir kenarda durup seyrettim her karakterin her haraketini.. yürek kelamın susmasın, başarı gölgen olsun Sevgili Ebru Asya..sevgimle
Bir zamanlar seni sevmiştim. Ve sevgiyi senin suretinde yaratmıştım. Bu kalbin, birini sevmeğe ihtiyacı vardı. Ve sen bunu anlamadın. Ve bana eziyet ettin. Ve eziyet ettiğini bilmedin. Göz yaşımı silmedin.