Kadın öyle seri ve kendinden emin, neredeyse gözü kapalı yapıyordu ki işini, felaket sanki onlara uğramamış, çektikleri acı don değiştirip bir kedi gibi eşiklerinde hiç uyumamıştı.
Ey Gönül! Dikkat et âhir zaman bu! Nefsine uyup da sûrete aldanma! İblisin bile mâşallah dediği kullar var. Seveceksen sev vefâ nedir, takvâ nedir bileni! İçinde Cennet saklayan virane kullar var...
Hoşçakal, değerin çok yüksek, Tutamam seni... Sen ancak görenleri seversin, bense körüm... Sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle... Ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle. Öğret bana nasıl unutulur düşünmek?
Kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine, Sevgisinin kepaze edilmesine, Kanunların bu kadar yavaş Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine.
Hem sana el değdirmeğe elim varmaz, Hem sensiz aldığım nefes, nefes olmaz; Bir garip dert bu, kimseye de açılmaz: Bir zehir zakkum ki, tadına da doyulmaz.
“ Okyanuslardan hiçbir şey anlamıyorum Küçük denizlerde yaşadım da ondan mı acaba Değilse neden bir türlü ısınamıyorum Yoksa büyük acıların kaptanları mı dolaşır okyanuslarda ”
111 yıl önce bugün Conkbayırı’nda Yarbay Mustafa Kemal, askerlerine vatan için ölmeyi emretti: ‘Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hâkim olabilir.’”
Baba gidince, insan içinde bir boşluk birakir, dağılan anilar, sessiz odalar... Ve orada ölüm, uzun bir bekleyiş olur... Bahçıvan ve Olüm"........
Babalar hakkında yazmak daha zordur. Belki de annenizle ara-nızda görünmez bir göbek bağı varlığını çocukluğunuz boyunca sürdürdüğü içindir; anne hep yanınızdadır, öğle yemeğini hazır-lar, hastayken size o bakar, elini alnınıza koyar; anne, içinde yüz-düğünüz hava gibidir. Baba bambaşka bir şeydir - puslu, belirsiz ve karanlıktır, bazen korkutucudur, çoğu zaman ortada yoktur, sigarasının şnorkeline kenetlenerek başka sularda ve bulutlarda yüzer.
Ne işe yarar bu millet, Avrupa görmüş efendisine makamlar ve şatafatlar vermekten başka? Diplomalısını omuzları üstünde taşımaktan başka? Onun için ikide bir tepelerine bir zorlunun diktası iner. O vakit de kahramanlarım, sükuttan daha fazla susarlar. Yeni ışığın pervaneleri kesilirler. Millet mi? Onu yalnız hürriyette ve oy dolandırıcılığı devri geldiğinde hatırlarına getirirler.