Hepsi tavize hazırdırlar. Vatan satmanın hıyanet olduğunu bilirler. Fikir ve kanaat satmanın namusluca bir ticaret olduğunu sanırlar. İki hıyanet arasında, hele henüz kurtuluşun yarı yolunda bile olmayan bir memlekette, hiçbir fark olmadığını düşünemezler. ...yalnız oy dilenciliği etmek için kasabaya şöyle bir uğrarlar, köyden şöyle bir geçerler. Hristiyan dinine birkaç kul kazanmak uğruna en ileri Amerika şehirlerinden Asya'nın en geri yerlerine gelip yerleşen, yıllarca ömürlerini vakfeden misyonerlerin binde biri nispetinde ahlak sahibi değildirler. Hiçbirinde piyoniyelik²(öncülük yapan, önayak olan) şevki yoktur. Ya Avrupa'ya gidip devlet arabasına binerek devlet konağında oturacaklar ya Türkiye'de devlet arabası ve devlet konağı içinde keyif sürecekler.
Neticesiz bir aşka verdim gençliğimi, Ne ufak bir temayül, ne bir iltifat gördüm... Önünde yalvararak söylerken sevdiğimi, Gözlerinde yüzüme inen bir tokat gördüm...
Dostluğuyla yanımda olanı da, düşmanlığıyla arkamda kalanı da o belirliyor. Ben sadece seyrediyorum… Ben kimde ne kadarsam, onlar da bende işte o kadarlar diyorum. Eksilen eksiliyor, kalan kalıyor… Ve insan, en çok da zamanla öğreniyor kime ne kadar yer vereceğini.
Bir şair, en güzel şiirlerini, Beyazıt Kulesinin tepesinde, kendini aşağı atıp öldürmek bunalımları içinde yazdığını söylerse, okurlar şairin bu delice isteğiyle, şiirlerinden daha çok ilgilenirler.
Kitap, niş ve çok spesifik bir kitleye (özellikle OKB ile mücadele eden kişilere) hitap ettiği için popüler çok satan romanlar gibi binlerce dijital yoruma veya geniş çaplı edebi eleştirilere sahip değil. Büyük kitap platformlarında ve 1000Kitap gibi mecralarda sınırlı sayıda etkileşimi bulunuyor. Ancak mevcut dijital izlere ve okuyucu eğilimlerine baktığımızda yorumlar şu iki ana başlık altında toplanıyor: 1. Bizzat Yazarın (Ömer Faruk Çiftçi) Okuyucuya Notu Kitap platformlarında (Sosyal Kitap gibi) esere dair en dikkat çeken yorumlardan biri bizzat yazarın kendisine ait. Yazar, çalışmasını şu sözlerle tanımlıyor ve yorumluyor: "Merhabalar, ben bu naçizane çalışmanın yazarıyım. Bu kitabı takıntıyla boğuşan tüm OKBzedelere ithaf ediyorum. Okuyun ve bilinçlenin. Saygılarımla..." 2. Okuyucu ve İnceleme Eğilimleri Kitabı alıp okuyanların geri bildirimleri genelde şu noktalarda birleşiyor: "Yalnız Değilim" Hissi: OKB hastalarının en büyük sorunu yaşadıkları saçma veya korkutucu düşünceler yüzünden kendilerini "deli" gibi hissetmeleridir. Okurlar, kitaptaki iç ses tasvirlerini okuduklarında kendilerinden çok fazla parça bulduklarını ve "Demek ki bunları sadece ben yaşamıyormuşum" diyerek rahatladıklarını belirtiyor. Farkındalık Yaratması: Kitabın edebi bir şaheser yaratma kaygısından ziyade, OKB ile yaşayan insanlara bir "farkındalık ve rehberlik" sağlama amacına ulaştığı, takıntılarla savaşmak yerine onları kabul edip odağı hayata çevirme fikrinin okuyucuda karşılık bulduğu görülüyor. Özetle; edebi çevrelerde büyük tartışmalar yaratmış bir kitap olmasa da, OKB ile boğuşan ve zihninin içindeki savaşı bir başkasının ağzından duymaya ihtiyaç duyan okurlar için oldukça anlamlı ve nokta atışı bir dert ortaklığı sunduğu söylenebilir.
Hevesleri, beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikleri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan.
Rüzgarı arkama aldım hayal kırıklıklarını geride... Ne bir beklentim var hayattan ne de kırılacak bir umudum. Artık sadece kendi yoluma bakıyorum kimseleri umursamadan sessiz ve gururlu. ~
Sıradan insan için, hissetmek yaşamaktır, yaşamayı bilmektir. Ben ise yaşamak düşünmektir, derim; hissetmek ise düşünmeyi beklemekten başka işe yaramaz.