Yasak kitaplar okuyorum. Bu kitapları okumayı yasaklıyorlar çünkü biz işçilerin yaşantısı üzerine gerçekleri anlatıyorlar orada. Gizlice basılıyor bunlar. Eğer bizim evde bulurlarsa beni hapse gönderirler... Gerçeği bilmek istediğim için hapse tıkarlar. Anlıyor musun?
Bir kadın bir kere uçurumlardan yuvarlanmaya başladı mı artık düşüşüne son verecek nokta yoktur, ne kadar aşağı düşerse düşecek yerler o kadar çoğalır.
Aman yarabbi! Sevmek bu muydu? İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?
Karı koca arasına böyle bir sevgi kopukluğu girince daha iyi bir geçim, mümkün değil, sağlanamaz. Kadın ölünceye kadar boşa çıkan hayatına ağlar yahut gözyaşları çare olmazsa başka bir yerde eğlence aramak ister.
Nasıl ki insanlar, hayatlarında gerçekleşmesini istemedikleri olaylarla yüzleşmekten kaçıyor, devletler ve milletler de insanlar gibi kalemden kağıda dökülenlerle yüzleşmekten kurtulamıyordu.
Farklı eylemleri aynı anda yapabileceğimiz, gereksiz bilgileri aynı anda edinebileceğimiz, sonsuz sayıda insanla samimi olacağımız düşüncesi bizi öldürüyor. Her yerde farklı farklı insanlarla aynı anda bulunabilmektir ölüm. Ben, yaşamı süresince istediklerini gerçekleştirmek için çaba göstermiş ama gerçekleştirememiş bir kadın olarak, istediklerimi öldükten sonra gerçekleştirebiliyorum.