"Bir gün anlarsın beni neden suskunum Dünya içimde konuşurken böyle Bedenimi aşıyor yorgunluğum Karşında oturduğum masalardan dökülüp saçılıyor Bu öyle bir çığlık ki, susuşlar kalıyor geride Ondan öte her söz bir saçmalığı büyütüyor."
Zayıf adamın sözüne de duygularına da güvenilmez. İhanete en yatkın insanlar, hayattan beklentileri en yüksek, göğüslerinde taşıdıkları yürekse en zayıf olanlardır. Zaten öyle adamlar kendileriyle öyle meşguldürler ki, aşk meşk onlara göre değildir... Tutunacak bir daldır aradıkları…
«Ashâb-ı Kehf mağaralarını ilginç kılan şey, farklı dönemlerde farklı insan topluluklarını kendisine çekmiş olmasıdır. Aynı mağaranın mensuplarını da kendisine çekmiş olmasıdır. Aynı mağaranın yanında hem kilise hem cami inşa edilmiş olması hayli şaşırtıcıdır.
Insanı sessiz sessiz etkileyen, bitince de uzun süre akılda kalan bir kitap. İlk başlarda zorla okunuyor gibi ama olayların geliştikçe insanın içi burkuluyor. Özellikle hayatın kıymeti, sevgi, dostluk ve insanın kaderini kabullenmesi üzerine düşündürüyor. Dili çok ağır değil ama anlattığı şeyler ağır..
Aman, ben de acılarım sayesinde çok güçlendim, öyle ağlayıp durmuyorum; üzüntüm çok, ağlama isteğim de kocaman ama artık bunları düşünmeyeceğim, elimden geldiğince neşeli bir hayat sürmeye karar verdim.
Ancak güç, insanlar arasındaki ilişkileri, en çok da aşkı körelten bir unsurdur. Güç ve iktidar savaşının olduğu bir yerde aşk yaşanamaz çünkü aşk, kendisi de dahil hiçbir iktidarı kabul etmez.
Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım deme ! Ancak," Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve " Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.
Hiçbir zaman açık bir gökyüzündeki yıldızlar kadar, bir dağın zirvesindeki karlar kadar ya da bir gölün yüzeyinde dans eden güneş ışıkları kadar parlayamasalar da yapay şehir ışıklarının insanı körleştirmesi ne kadar kolay.
Beyaz Diş, insanın ve doğanın zorlu koşullar karşısında nasıl değişebileceğini anlatan bir eserdir. Kitapta Beyaz Diş’in yaşamı üzerinden güç, hayatta kalma, özgürlük, sevgi, sadakat ve merhamet gibi önemli değerler işlenir. Beyaz Diş, doğada yaşarken acımasızlığı ve mücadeleyi öğrenir. İnsanların ona kötü davranması, onun insanlara karşı güvensiz ve saldırgan olmasına neden olur.
Ancak hayatına giren iyi insanların sevgisi ve şefkati, Beyaz Diş’in değişmesini sağlar. Böylece eser, bir canlının nasıl yetiştirildiğinin ve ona nasıl davranıldığının onun karakterini büyük ölçüde etkilediğini gösterir. Sevgi gören bir canlı güvenmeyi ve sevmeyi öğrenebilir; şiddet ve kötülük gören ise saldırganlaşabilir.
Eserin temel iletisi, hiçbir canlının doğuştan tamamen kötü olmadığı; sevgi, güven ve merhametin en sert kalpleri bile değiştirebileceğidir. Aynı zamanda doğaya ve hayvanlara karşı anlayışlı davranmamız, onların özgürlüğüne ve yaşam hakkına saygı göstermemiz gerektiği vurgulanır. Beyaz Diş’in yaşadığı değişim, insanların davranışlarının başka canlıların hayatında ne kadar büyük bir etki bırakabileceğini gösterir.