Savaş çoktandır sadece dehşet verici olmakla kalmıyordu, dehşeti öyle bir yoğunluğa ulaşmıştı ki insan gerçekliği kıpkırmızı bir tülün arasından gördüğünü sanıyordu.
Okul, bu vicdani çatışmanın ıstıraplarını sona erdirdi; insanın öz çocuğunun sorumluluğunu kendinden başka birinin üstlenebilmesi, boğulmadan önceki saniyede nefes almak gibi bir his olmalı.
Hayatta kalanlar için savaş, benzersiz ilkeler ve süreçlerle belirginleşmiş, içine kapalı bir yaşam fasılasını tasvir eder. İnsan savaşı neredeyse gerçekdışı bir çerçevede hatırlar. Savaşta yaşananlar başka hiçbir yerde yaşanmaz. Savaş dışında nerede çocuklar beş santigrat derecede ders görürler ve tek parmaklı yün eldivenler takmalarına rağmen not tutmaya çalışmak zorunda kalırlar?
Radyoda, bize gerçek öğretmen olmayan insanların ders vereceğini, çünkü gerçek öğretmenlerin çoğunun öldüğünü, kaçtığını ya da cephede savaştığını söylediler.