Bazen kalbimiz, içimizde bir şeylerin tepetaklak olduğu na dair küçük ipuçları verir bize. Bazen de ipucu vermekle kalmaz ruhumuzun tam bir resmini çekip önümüze koyar.
Galiba hastayım... Bugün bende netliğe ve kesinliğe dair en ufak bir iz yokken, sadece tüm hoyrat benlikleriyle ruhumun kapısını çalan karanlık varsayımların gölgesi geziniyor üzerimde. Sensizlik bende sıradan bir boşluk değil, adeta köksüz bırakan bir varlık erozyonu; sen yoksun ve yokluğunu insan sormadan edemiyor:
Zamanın emirleri bir haram dinardan dahi sakınmıyorlar. On tane haram işi helal edecek ve on doğru işi batıl gösterecek işlerden kaçınmaz ve işlerin akıbetinin ne olacağına bakmazlar.
Cihan hükümdarının haftada iki gün haksızlığa ve gadre uğrayanları huzuruna çağırıp onları bizzat kendisinin dinlediği haberi memlekette yayılınca zalimler dehşete kapılır, ayaklarını denk alırlar ve cezaya çarptırılma korkusundan ötürü hiç kimsenin haksızlık ve yolsuzluk yapmaya gözü kesmez.
Gece vakti büyük bir şehre girdiğimde karanlıkta kümelenmiş bütün o evlerin her birinin içlerinde kendi sırlarını barındırdıklarını düşünürüm, her bir evin her bir odasında ayrı bir sır vardır ve bunların içlerinde çarpan her bir yürek de hemen yanı başındaki yüreğin bile bilmediği ayrı bir sır taşır içinde! En berbat şeyler, hatta ölüm bile böyledir. Sevdiğim şu kitabın sayfalarını daha fazla çeviremem artık, boş yere bir gün hepsini okumuş olmayı umarım.
Akşamın sesi vurur kapımda, Adın düşer her köşeye, haritamda, Yollar susar, yalnızlık konuşur bana, Gözlerim arar seni her sabaha, yana yana Bir umut saklı cebimde, sessizce, Rüzgar taşır adını, usul usul, ince ince, Kalbim bir gemi, limansız ve yorgun Seninle dolu her liman, her koruğun, solgun Gel, tut ellerimi, gece bitsin artık, Seninle her karanlık aydınlansın, parlak, Söyle adını rüzgara, söyle yüksekçe, Kalbim sana koşar, durmaz, beklemez, çekince Sokak lambaları sırdaş oldu bana, Adımlarım sayar seni, her sabaha, sana, Bir şarkı mırıldanır eski bir limandan, İçimde saklı kalan tüm yaralardan,andan Zaman geçer, izler kalır tenimde, Her anın resmi asılı duvarda, elinde, Bir bakışın yeter, dünya durur bir an, Sen gülünce döner her şey, yeniden can can Gel, tut ellerimi, gece bitsin artık, heycan Seninle her karanlık aydınlansın, can, Söyle adını rüzgara, söyle yüksekçe, Kalbim sana koşar, durmaz, beklemez, çekince